
İzmit'te baz istasyonları anlatıldı
''Elektromanyetik Dalgaların Biyolojik Etkisi ve Düzenlemeler'' konulu toplantıda konuşan Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) Başkanı Tayfun Acarer, Türkiye'de geçen yıl cep telefonuyla abone başına aylık ortalama 217 dakika görüşme yapıldığını söyledi.
Bu yılın ilk 6 ayında ise bu rakamın 270 dakika seviyesinde olduğunu ifade eden Acarer, Türkiye'nin geçen yılın rakamlarına göre Avrupa'da, 248'er dakika ortalama sahip İrlanda ve Fransa'nın ardından en fazla cep telefonuyla görüşen 3. ülke olduğunu vurguladı.
Bu yılın ilk 6 aylık verilerine göre Türkiye'nin, Avrupa'da en çok cep telefonuyla konuşan ülke konumuna yükseleceğini tahmin ettiklerini dile getiren Acarer, Türkiye'de 64 milyon abone bulunduğunu ve her yüz kişiden 86'sının mobil haberleşme yaptığını dile getirdi.
''Türkiye mobil internette üçüncü''
Tayfun Acarer, mobil internet görüşme süresi bakımından da 31,7 saat ile Türkiye'nin Avrupa'da Hollanda ve İngiltere'nin ardından üçüncü ülke olduğunu bildirdi.
Facebook kullanım oranı bakımından ise Türkiye'nin dünyanın dördüncü ülkesi olduğuna işaret eden Acarer, ''Son dönemlerde özellikle 3G lisanslarının ardından geniş bant, internet görüşmesi çoğunlukla mobil yapılmaya başlandı'' dedi.
Mobil internet haberleşmelerinde baz istasyonuna ihtiyaç duyulacağına işaret eden Acarer, şöyle devam etti:
''Nüfusun yüzde 86'sı mobil haberleşme yapıyor. Türkiye'de son 11 yılda geniş bant internetteki artış oranı yüzde 7 bin 777, yani 77 kat arttı. Avrupa'da ise yüzde 833, yani 8 kat arttı. Geniş banttaki yüzde 10'luk artış, milli ekonomilerde yüzde 1,2'lik büyüme demektir. Bu nedenle tüm ülkeler artırıyor ve altyapı yatırımı yapıyor. 3G, bandın genişlemesi ve veri aktarımının hızlanması demektir. Bu, köy yolunun otoban olması demektir. 'Cep telefonları için gerekli olan baz istasyonları sökülsün mü? Şehir dışına taşınsın mı?' soruları teknik olarak yanlış. Bu hücresel sistemdir, kesiştiği yerler olan hücresel sistemlerdir. Dünyadan farklı bir teknoloji kullanmıyoruz. Dünya ne kullanıyorsa, biz de aynısını kullanıyoruz. Baz istasyonları bu hücrelerin mutlaka merkezinde olur. Soru, 'Yerleşim yerlerinde, insanların bulunduğu yerde mobil haberleşme yapılsın mı, yapılmasın mı?' şeklinde olmalıdır. Baz istasyonunun sinyali zayıfsa cep telefonları o baz istasyonuyla bağlantı kurabilmek için çok daha fazla enerji harcar. Baz istasyonuna uzaksa cep telefonunuz daha fazla sinyal gönderir. Bu da daha fazla elektromanyetik dalga yayması anlamına gelir.''
Tayfun Acarer, Türkiye genelinde 60 bin baz istasyonu bulunduğuna işaret ederek, söz konusu istasyonlar kurulmadan önce, kuracak operatörün Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Bölge Müdürlüğünden onay almak zorunda olduğunu, kurulumun ardından ölçüm yapıldığını ve sınır değerlerin üzerinde olması halinde istasyonun söküldüğünü vurguladı.
''Türkiye'de sınır değer Avrupa'dan 4 kat daha az''
Avrupa Birliğinin sınır olarak 41 volt/metre değerini belirlediğini, Türkiye'de ise sınır değerin 10 volt/metre olduğunu belirten Acarer, ''Türkiye'de sınır değer Avrupa'dan 4 kat daha az. Türkiye'de ölçülen değerlerin yüzde 99'u ise 0,1 ile 2 volt/metre civarında. Yüzde 1'den az bölümündeki ölçümler ise 2 ile 6 volt/metre. Bilişimin olmazsa olmazı altyapı, bu altyapının olmazsa olmazı ise baz istasyonudur'' diye konuştu.
Acarer, şunları kaydetti:
''Biz üçüncü nesil lisansları 2008 yılında verdik. Avrupa'da bu, 2003 yılında verilmeye başlandı. Geç vererek, uygulamadaki aksaklıkları görme imkanımız oldu. Kullandıkları teknoloji ilk teknolojiydi, bizim aldıklarımız son teknoloji. Operatörlerin reklamlarına bakın, 'Paris'ten, Brüksel'den daha iyi', çünkü yeni sistem kullanılıyor. Avrupa'da, Amerika'da baz istasyonu ne ise Türkiye'de de aynı. Gelecek, bilişimle gelecek. Türkiye, bilişim konusunda Avrupa'da pek çok ülkeden daha iyi. Çevremizdeki elektromanyetik alanın tamamı baz istasyonlarından kaynaklanmıyor. Televizyonlar, bilgisayarlar, mikrodalga fırın, hatta floransan lamba, baz istasyonlarından daha fazla elektromanyetik alan şiddeti bırakıyor. Elektrikle çalışan her şey elektromanyetik alan çıkartır. Sadece baz istasyonuyla sınırlamak yanlış olur.''
Gazi Üniversitesi Teknik Eğitim Fakültesi Elektronik-Bilgisayar Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. İnan Güler, ''Cep telefonları eğer baz istasyonlarını görmekte zorluk çekerse insan için baz istasyonundan daha tehlikeli olur'' dedi.
İzmit Belediyesi ile Teknoloji Bilgilendirme Platformu'nca belediye meclis salonunda düzenlenen ''Elektromanyetik Dalgaların Biyolojik Etkisi ve Düzenlemeler'' konulu toplantıda konuşan Güler, baz istasyonlarının yaydığı elektromanyetik alandan çok, o alan içerisinde yaşam olup olmadığının önemli olduğunu söyledi.
Cep telefonlarının baz istasyonlarını görmeden çekmeyeceğine, baz istasyonundan uzak olan cep telefonunun gücünü maksimum derecede kullanacağına işaret eden Güler, ''Cep telefonları anten olmazsa çekmez. Cep telefonu bir baz istasyonunu ne kadar iyi görüyorsa o kadar zarardan kurtulur. Cep telefonlarının baz istasyonunu görmesi için baz istasyonlarının sayısının azaltılması değil artırılması gerekir. Cep telefonları maksimum 2 miliwattlık güce sahiptir. Bu 2 miliwattlık güç 900 megahertz (mhz), bin 800 mhz, 2 bin 200 Mhz'lik bir frekans demektir, bu da ciddi bir güçtür. Eğer cep telefonu baz istasyonunu görmezse gücü maksimum oranda kullanır ve canlıya zarar vermeye başlar'' diye konuştu.
''Size açık ve net bir şey söyleyeyim, cep telefonlarının zarar vermemesi için baz istasyonlarının sayısının artırılması gerekir'' diyen Güler, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumuna hava durumunu takip eder gibi internetten, Türkiye'nin değişik yerleşim yerlerindeki baz istasyonu gruplarının yaydığı elektromanyetik alanların görülmesinin sağlanmasına ilişkin teklifte bulunduğunu vurguladı.
Bu uygulamanın vatandaşı rahatlatacağını, küçük açıklamalarla beraber yarattığı elektromanyetik alan ile uluslararası standartların verilerek baz istasyonlarının güvenli olduğunun belirtilmesi gerektiğini savunan Güler, şöyle konuştu:
''Cep telefonlarının yaydığı elektromanyetik alan bir radyasyon değildir. Çünkü nükleer bir olay söz konusu değil. Duyduğunuz, bildiğiniz nükleer bir radyasyon, nükleer bir parçacıkla etkileşim sonucu hücrenin içerisine yerleşen ve hücrenin yapısını bozan sistemlerdir. Nükleer radyasyon, görünür ışığın üstündeki manyetik alanı kapsar. Cep telefonlarının haberleşme yaptığı bölge görünür ışığın altındaki bölgedir yani nükleer radyasyonun olmadığı ışıma olarak nitelendirdiğimiz elektromanyetik dalganın yayılmasıdır.
Baz istasyonları şehir dışına taşınırsa haberleşme yapamazsınız. Eğer taşırsanız, şehrin her tarafını görecek şekilde bile yapmış olsanız kullandığınız cep telefonlarının gücünü artırmak durumundasınız. Cep telefonları eğer baz istasyonlarını görmekte zorluk çekerse insan için baz istasyonundan daha tehlikeli olur. Baz istasyonlarını şehir dışına çekme yerine daha yakın yerlere kurmamız lazım. Şehir içindeki baz istasyonlarını daha da küçülterek binaların içerilerine yerleştirmemiz lazım.''
Elektrikli cihazların yaydığı elektromanyetik dalga
İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Biyofizik Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tunaya Kalkan ise yüksek gerilim hatlarının yaydığı elektromanyetik alanın baz istasyonlarından daha fazla olduğunu dile getirdi.
Dünya standartlarına göre Türkiye'de yüksek gerilim hatlarının yaydığı elektromanyetik alanların değerlerinin 2-3 kat yüksek olduğuna dikkati çeken Kalkan, ''Herkes 'baz istasyonu' dedi. İstanbul'un yüzde 7'si yüksek gerilim hattının altında yaşıyor. Yüksek gerilim hatlarının altında uzun süre yaşamanın kanser yaptığı biliniyor'' diye konuştu.
Dizüstü bilgisayarların da dizüstünde kullanılmasının tehlikeli olduğuna işaret eden Kalkan, dizüstü bilgisayarın en fazla elektromanyetik dalga yaydığı alanın altında olduğunu, dize alındığında genital bölgenin elektromanyetik dalgaya maruz kaldığını ifade etti.
Baz istasyonları ve cep telefonlarının aynı frekansta çalıştığını ve aynı tip sinyal ürettiğine değinen Kalkan, şöyle devam etti:
''Teknoloji değişiyor, yeni gelecek teknolojide cep telefonunu tıbbi hizmetlerde, körlerin görmesinde, araçların otomatik kullanımında kullanacağız. Teknoloji o kadar hızla değişiyor ki, hepsini kaldıralım. Orada birisi çıkacak 'bu kanser yapıyormuş' diyecek. Yahu ben onu 10 sene önce söyledim. Değişti, o 10 sene önceydi. Bir tane ölçen, ölçeni gören, ölçtüğüyle ilgili bilgiyi gerçekten ölçen kişiden duyan bir kişi görmedim. Herkes, 'bu kadarmış' diyor. Türkiye'de zaten ölçüm özürlülüğü var. Kimse bir şey ölçmez, biz ölçmeyi sevmeyiz.''
Cep telefonlarının yaydığı elektromanyetik dalgaların, belirlenen standartların altında olmasına rağmen, gereksiz maruz kalmalardan kaçınılması gerektiğini dile getiren Kalkan, şunları kaydetti:
''Kişi başı günde 9, iki kişi karşılıklı konuştuğuna göre bu 18 dakika eder. Bana göre, günde yarım saatten fazla konuşuyorsanız ya cep telefonunu bırakın ya da kulaklık kullanın. 'Baz istasyonu, baz istasyonu' diye bas bas bağırmayın, önce kendi cep telefonunuzu düzgün kullanmayı öğrenin. Otobüste, trende, otomobil içinde, zayıf çeken yerlerde cep telefonuyla konuşmayın.''
Şehir merkezlerindeki baz istasyonları
İzmit Belediye Başkanı Nevzat Doğan da Türkiye'nin genç, dinamik ve iddialı bir nüfusa sahip olduğunu, özellikle teknolojik sistemleri yakından takip ettiğini belirterek, yaşam alanlarında teknolojinin her alanından faydalanıldığını, bunların başta cep telefonları olmak üzere pek çoğunun elektromanyetik dalga yayan cihazlar olduğunu söyledi.
Doğan, haberleşmenin, hak ve hürriyet olarak anayasa ile güvence altına alınmış bir kavram olduğunu ifade ederek, ''Devlet, haberleşmeyi sağlamak, bununla ilgili düzenlemeleri yapmak, kurum ve kuruluşlar, bunlarla ilgili adımları atmak zorundadır. Baz istasyonları olmadan cep telefonları çalışmaz. Bu konuda halkımız ciddi bir bilgi kirliliği içinde. Halkımızın bu konuda bilgilendirilmeye ihtiyacı var'' diye konuştu.
Suiistimal ve halkın bu konudaki kafa karışıklığının, bir takım yönlendirmelere de çok açık olduğuna işaret eden Doğan, belediye olarak, baz istasyonu kurulmasıyla ilgili müracaatta yer gösterme ve kurulmalarına izin verme göreviyle yükümlü olduklarını, son günlerde ''baz istasyonu kurulmasın, başka yere kurulsun, faydalıdır-zararlıdır'' tartışmalarının yoğun yaşanması nedeniyle bu konuda çalışma yapma kararı aldıklarını söyledi.
Prof. Dr. Tunaya Kalkan, konuşmaların ardından ölçüm cihazıyla salondaki elektromanyetik dalga oranını ölçerek, yasal sınır 10 volt/metre oranının ne kadar altında olduğuna baktı.
Kaynak: Anadolu Ajansı